Makale Dizini

koydum.Pazartesi trende onun kucağına attım ve oradan uzaklaştım.

On beş-yirmi gün sonra,bir gün trende başımın üstünden bir zarf geldi.Heyecanla açtım. Mektupta sadece mektup arkadaşı olabileceğimizi kabul etmişti.Buna çoktan razıydım.Artık etütlerde, boş zamanlarımda Filiz’e mektup yazıyordum.Yavaş yavaş şiirde yazıyordum.

Bir gün Filiz’den mektup almıştım, okuma fırsatı bulamamıştım.Fransızca dersinde sıranın altında okuyordum.Fransızca hocası piknik tipli espritüel bir hocaydı. O, bir espri yaptı mı bütün sınıf gülmek mecburiyetindeydi.Yoksa tahtaya kalkar, sözlü sınav olurdu.Ben dalmışım, baktım sınıf gülüyor, bende anlamadan gülmeye başladım, ama sınıf susmuştu.Ben tek başıma zoraki gülüyordum.Çok komik bir an olmuştu.Bu sefer sınıf bana gülmeye başlamıştı.Kendimi kara tahtanın önünde buldum.Tabii ki, sıfır aldım.

Bir iki mektuptan sonra trende yan yana veya karşılıklı oturmaya başladık.Derslerden, filmlerden havadan sudan konuşuyorduk.Ortaokul üçüncü sınıfta okuyordu.Matematikten zayıf aldığını söyledi.Ona yardımcı olacağımı, ders verebileceğimi söyledim.Çok sevindi, ama nerede ve nasıl olabilir, sorusu gündeme geldi.Ben bu fırsatı hemen değerlendirdim. Mevsim bahardı.

“Haftada bir, cumartesi veya pazar günleri,Zeytinlik’te oturup çalışalım,” dedim.

“Bir düşüneyim,” dedi.

© Copyright Cemil Altay. Tüm hakları saklıdır.