Sabah sınıf subayımız Atilla yüzbaşıya takdim edildim. Bana Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’na tabi olduğumu söyledi ve diğer kuralları kısaca anlattı.Hafta sonları izine çıkmadan bizi denetleyeceğini, ona göre izin vereceğini, pazar akşamı saat beşte tekrar denetleyeceğini,taburda olmayanlara ceza verileceğini anlattı.
“Emredersiniz komutanım,”diyerek acemi selamımı verdim ve çıktım.
Resmi elbiselerimi giydim,kapının camını ayna yerine kullandım.Baktım kendime, bayağı yakışıklı birDeniz Harp Okulu talebesi olmuşum.Kendimi beğendim.İçim içime sığmıyordu! Filiz, beni görünce ne yapar, diye bıyık altından güldüm.Hemen akşam olmasını istedim.
Okula gittim, arkadaşlar hayırlı olsun dediler.Kızlar benimle dalga geçtiler:
“Artık bir sürü kız arkadaşın olur,” dediler.
İstanbullu kızların bahriyelilere zaafı olduğunu biliyordum.Gülüştük.
Haydarpaşa’dan banliyö trenine bindim.Söğütlüçeşme İstasyonundan da Filiz biniyordu.Tren istasyona girince camdan baktım.Hangi vagona girdiğini tespit ettim.Ona doğru gittim.Tam karşısına oturdum.Elimde bir kitap okumaya başladım.Göztepe’ye geldik, ses yok, Bostancı’da artık dayanamadım:
“Galiba yere bir şey düşürdünüz,” dedim.
Eğilmeden önce yüzüme baktı:
“Cemil!Bu sen misin?Gözlerime inanamıyorum!”