Makale Dizini

“Olsun, hemen eve gitmeyelim, seni çok özledim!”

Bir faytona bindik, bir an amcamı hatırladım. Filiz’e baktım, etrafı seyrediyor,elini sıktım, bana döndü:

“Bir haftadır içerdeyim, etrafı seyrediyordum, yakalandım, özür dilerim!”

Bir pastanenin önünde durduk.Faytondan canı acıyarak indi.Maksadımız pasta yemek değil, daha çok baş başa kalmaktı.Bir şeyler ısmarladık,çay içtik.Önümüzde bir iki yıl kalmıştı kavuşmamıza.Bu iki yılda okullarımızı bitirecektik.Sonra hemen evlenecektik.

“Gelinliğimi ben dikeceğim,” dedi.

Onu gelinlik içinde hayal etmeye başladım.Biryandan da dinliyordum:

“İkimizin ailesinin de düğün yapmak için ekonomileri uygun değil,” dedi, “Erzincan’da sade bir nikâh yaparız,Ankara’ya gideriz.”

Teklifi akıllıca.Bana da evet, demek düştü.

“Düğün masrafına eşyalarımızı alırız,” dedim.

O pastanede zamanın nasıl geçtiğini anlamadık.İki saate yakın oturmuşuz.

“Geç kalmayalım,” dedi.

Hemen eve gittik, eve geldiğimizde;

“Nerede kaldınız?Merak ettik,” dediler.

Onlara olanı biteni anlattık.En komik olan benim bayılma hikâyemdi.Bir hayli benimle dalga geçtiler.

“Sen nasıl hekim olacaksın?” diyenler de oldu.

© Copyright Cemil Altay. Tüm hakları saklıdır.