Biraz kendine geldi.Başladı gülmeye,gülmekten bir türlü konuşamıyor.Nihayet;
“Biz Suriye’ye kaçak girdik,” dedi.
Meğerse Karbeyaz köyünde birşey bulamamışlar.Sınırdaki Suriyeli astsubaya satacak bir şey var mı diye sormuşlar.O da Taylan’ı resmi elbiseli görünce;
“Buyurun, bizim köye gidelim, orada her şey varkomutan.Sizi tekrar buradan geri geçiririm,” demiş.
Patikalardan bir sat yürüyerek köye varmışlar.
Ramazan günü olduğu için bunlara oruç musunuz, diye sormuşlar.Bunlarda orucuz, demiş.Su dahi içememişler.Alacaklarını almışlar, geri dönelim, demişler.Adam, iftarı burada yaparsınız, öyle gideriz, eve haber saldım, sofranız kuruldu.Yoksa buradan sizi göndermem, esir kalırsınız, deyince mecburen iftar yapmışlar. Şahane yemekler yemişler.Karanlıkta el feneri ile bir tarafı uçurum olan patikalardan geri dönmüşler.
Ertesi gün;
“Taylan, sen hangi akla hizmet ettin de resmi elbise ile karşıya geçtin? Seni casus diye yakalasalar geri alana kadar anamız ağlardı.”
Her zamanki gülüşüyle;
“Adam akrabam gibiydi.Bir şey olmaz, dedim,”deyince gülüştük.
Bir gün beni Başhekim çağırdı.Taylan’a;
“Şu askerin dişi kaldı, onuda sen çek” dedim.
“Olur,” dedi.