Makale Dizini

edilmiş.Orada kalıyor.Askerler hizmet ediyor.Babacan,esprili.Hayattan kopmamış.Adını Doğan Baba koymuşlar.

O zamanlarda manyetolu telefonlar kullanılırdı.Postane santralı, istediğimiz numarayı bağlardı.Doğan Baba gece canı sıkılınca İzmir’deki akrabalarına, tanıdıklarına telefon edermiş.Böylece Beykoz’daki santralci kızla ahbap olmuşlar.Bir süre sonra kıza âşık olmuş.Kız randevu üstüne randevu istemiş. Doğan Baba ertelemiş.En sonunda telefon açmış:

“Ben ve arkadaşım Nazlı seni ve bir arkadaşını Taksim Baylan Pastanesinde sat 14’te bekliyoruz.”

Doğan Baba, bana bu meseleyi açtı.Benim yerime sen git yanına. Yılmaz Üsteğmeni al, paralar benden, kibarca meseleyi anlatın,” dedi.

Yılmaz Üsteğmen’le biz giyindik kuşandık, Baylan Pastanesine saat tam 14’te gittik.Etrafa göz attık,santralci kızları göremedik.Bir masada çok şık iki bayan sohbet ediyorlardı.Kendimize bir şeyler ısmarladık, yarım saat bekledik.Gelen giden yok, pastaneden ayrıldık, geri döndük.

Ertesi gün Doğan Baba’ya olanları anlattık.

“Ben hepsini biliyorum,” dedi. “Santraldaki kız arkadaşım anlattı. ‘İki tane kuş gönderdin bize, baktılar baktılar, yanımıza gelmediler.Şanslarını kaybettiler.’ Kız benim yürüme özürlü olduğumu öğrenmiş.Ondan devamlı randevu istiyormuş.Çok içerledim.Benim kimseyi sevmeye hakkım olmadığını öğrendim!”

© Copyright Cemil Altay. Tüm hakları saklıdır.