“Dedem cuma namazından gelsin, ben de onları özledim, gelirim.Hiç ormanda gece geçirmedim, benim için macera olur,” dedim.
“Akşam saat beşte gelirim,” deyip gitti adam.
Dedem cuma namazından geldi. Kendisine köyden babamın selamını getiren odun kaçakçılarını anlattım. Babam,“Cemil’i çok özledik, gelirken getirin demiş.” dedim.Odun kaçakçısı köylülerle gidebileceğimi, müsaade edip etmeyeceğini sordum.Biraz düşündü:
“Şimdi hava sıcak.Gece, bilhassa sabaha doğru orman çok soğuk olur, üşütürsün,kendini iyi koruyabilecek misin?” diye sordu.
“Dede, yanıma paltomu alırım,” dedim ve iznimi kopardım.
Ninem, bana içinde peynir ekmek, birkaç tane pişmiş yumurta olan bir çıkın hazırladı.Bu macerayı yaşamak benim için yeni bir tecrübe olacaktı.Heyecanla köylümü bekledim.
Akşam beşte, dört kağnı arabası peş peşe yola çıktık.Ana yoldan çıktık.Ormana doğru bükülen patika bir yola girdik.Biraz sonra ormanın içlerine doğru iyice ilerlemiştik.Her tarafı dikkatle izliyor, ormanın sesini dinlemeye çalışıyordum.Bazen kurt ve çakal sesleri duyuluyordu.Köylüler yanlarında Sivas’ın Kangal köpeklerinden de getirmişlerdi.Ama onlar bu ormanda yaşayan boz ayılardan çok korkuyorlardı.
Hava iyice soğumaya başlamıştı.Zira aylardan ekim idi.Paltomu giydim.Biraz daha yol aldıktan sonra bir yerde durduk. Saat gecenin ikisi olmuştu