Büyük bir caka ile ona bilmediklerini hoca edasıyla öğretiyor, elimdeki çubuğumla da HocaEfendi’yi taklit ederek vuruyordum.Bazen canını acıtınca beni dövmek istiyordu. Ben kaçıyordum, o kovalıyordu.Bu, bizim bir yerde oyunumuzdu…
Babam ortaokuldan sonra okumamıştı.Tiflis’ten muhacir geldikleri için devamlı yer değiştirmişlerdi.Dedem Kerem de erken ölünce tahsilini yarım bırakmıştı.Babamın çok iyi din bilgisi ve güzel sesi vardı.Kur’an-ı Kerim’i, ezanı çok güzel okurdu.O,Kur’an okuyunca herkes huşu ile dinlerdi.Mahallede dini törenlerde onu çağırırlardı.Dinine bağlı, modern Müslüman idi. Vatanını, milletini seven iyi bir sosyal demokrattı. Önce Rufai tarikatına,sonra Nakşibendi tarikatına girmişti.Çeşitli zikirlere katılır, ara sıra beni degötürürdü.Onlar, Mevleviler gibi dönerken bende dönerdim.Dönerken arkadan ilikli kuşağımı açarak dönerdim. Onlarda 2 kol gibi benimle dönerdi.Toplantıdaki insanların çok hoşuna giderdi.
Rufailer, daha çok ateşle, şişle ilgili gösteriler yapardı.Demir bir levhayı nar gibi kızdırır, yalarlardı.Yanaklarına şişler sokarlardı.Kan çıkmazdı.Kızgın sac üzerinde dönerlerdi, ayakları yanmazdı.
Nakşibendiler, halka halinde zikrederlerken birileri de tefle tempo tutardı.Aklımda kalanlar bunlardı...
Eski Türkçe Kur’an okumayı babam öğretti.Oda Hoca Efendi’den geri kalmıyordu.Yanlış bir sure okumaktan çok korkuyorduk.O gün verilen dersi