hayli meşgul etti.Filizde okulu bitirecekti.İkimizde ilkokul öğretmeni olabilirdik.Aldığımız maaşlarla geçinirdik.Memur çocuğu olduğumuz için,bu hayata alışmıştık.Bir an evvel birbirimize kavuşurduk.Zaten zoolojiyi bitirsem yine öğretmen olacaktım. Kafamda bunlar dolaşırken, kendi kendime dedim:
“Sen daha iyi yerlerde okuyabilirsin,yeniden sınavlara girebilirsin. Önünde koca bir hayat var. Hayatı aceleye getirme!”
O yıl üniversitede okuyan öğrenciler tekrar sınava girmek isterlerse kayıtlarını sildirecekler,diye bir kanun çıktı. Oysa ben bir yıl ne güçlüklerle okumuştum.Kayıt sildirip yeniden sınava girmek riskli olmuştu. Söğütlü Çeşme’de trende Filiz’le buluştuk. Beni düşünceli gördü.
“Yüzünde düşünce var, bana da anlat,” dedi.
Zaten anlatacaktım.
Okulu bırakacağımı, ilkokul öğretmeni olacağımı, mezun olunca şayet isterse onunda öğretmen olabileceğini söyledim. Yüzüme baktı:
“Sen ciddimi söylüyorsun? Bir yıl boşuna mı üniversiteye gittin? Şurada üç yılın kaldı, bu konuyu iyi düşünmelisin!” dedi.
Ne yapacağıma karar veremiyordum.Olayı anneme babamada anlattım.Babam:
“Okulu bitirmelisin!” dedi.
“Babacığım, ben zooloji okumak istemiyorum,okuyacaksam tekrar sınavlara girip daha iyi bir yerde okumak istiyorum,” dedim.