Ağlama kuzum, Antalya buraya yakın, kızını da alır gelirsin,” dedim, ama o sözlerimi bile duymuyordu,masaya kapanmış ağlıyordu.Bu durum benide bir hayli üzdü.
“Merak etme,” dedim. “Muhasebeye söyledim,emekliliği hakketmişsin,tazminatını da hesaplattım,hesabına bankaya paranı yatırttım. Haydi kalk, bana bir kahve yap.”
Yüzüme baktı:
“Sen bizim ailemizin babasıydın.Babam öldü, seni baba bildik.Her şeyimize koştun,şimdi bırakıp gidiyorsun.Kendimi öksüz hissediyorum.Bu kararından dönemezmisin?”
“Sevdacığım, bu kararı sağlığımdan dolayı ailece aldık,geri dönüşü yok.Burada kalsam sende biliyorsun hastalar evimin kapısından ayrılmaz.”
Ağlayarak, içini çeke çeke kahvemi getirdi.Bir iki saat sonra kendine geldi.
“Tamam, ben hastaları arayacağım,” dedi.
Burası benim mabedim,kişiliğimdi.Bu masada bu daktiloyla birçok makale yazmıştım.Bu odada birçok arkadaşımla ciddi kararlar almıştım.Bu odada birçok derneğin kuruluşunu yapmıştım.Bu odada SODEP’in Hatay kuruluşunu yapmıştım.
Bu şehrin sokaklarındaki her kaldırım taşında ayak izlerim vardı.Bu şehrin her meydanında söylevlerim vardı.Bu şehrin düğününde derneğinde,doğan çocuklarında,ölen insanlarının cenazesinde sevgileri, üzüntüleri paylaşmışlığım vardı.Bu kent ben, ben bu