içtik, kaynaştık.Aile fertleri ile tanıştık.Gençlerin yüzüklerini takıp otele gittik.Nigâr:
“Yarın akşam nişan için bir yer ayarladık;müzikli, yemekli. Biz sizi otelden alırız,” dedi.
Akşam otele gittik, otelin rufunda davetliler yerlerini almıştı.Bunun nişan değil, bir düğün merasimi olduğunu o zaman fark ettik.Bana enteresan gelen şarkıcıların şarkılarını hep Rusça söylemesiydi.Birde mikrofonu masalara götürüp o masadaki saygın kişinin bir şeyler söylemesiydi.Mikrofon bizim masaya gelince bana verdiler.
“Nigâr artık bizim kızımızdır.Ona hep ana baba olacağız.Sağ olduğumuz müddetçe himayemiz, sevgimiz üzerinde olacak,” dedim.Arkasından da bir Azeri türkü söyledim.Herkes çok memnun oldu.Çok güzel, samimi bir düğün oldu.
Bizde İstanbul Boğaz’da bir mekânda yemekli bir düğün yaptık.Böylece akrabalarımızla yeni gelinimizi tanıştırdık.Nigar’ın ağabeyi ve ablası katıldılar.Çok mutlu oldular.
İki sene sonra Nigâr hamile kaldı, doğumunu Antalya’da yaptırdık.Böylece Mira dünyaya gelmiş oldu.Seksenli yaşlarımızda bizim neşemiz odu, bizi hayata bağladı.İki ay sonra da İstanbul’dan Antalya’ya taşındılar.Bize yakın bir ev kiraladık...
Ablası İlay, annesi Nihal Kansu ile İstanbul’da yaşıyor.Sık sık oda Antalya’ya geliyor.O da çok akıllı, başarılı bir kız.Benim medarı iftiharım.Hep sınıf birincisi,Sen Beno Fransız Kolejlinde okuyor.Sevgili