sürgün yeri demişler, bir türlü aklım ermedi.Kenti çok beğendim.
“Akşam otobüsle İstanbul’a döndük. Ben kamyon arayayım, fiyatları size bildiririm,” dedim.
Birkaç firmayı aradım, aşağı yukarı aynı fiyatı verdiler.
Akşam Kenan Yarbay’a uğradım:
“Fiyatlar, üç aşağı, beş yukarı bir maaş tutarı,” dedim.
“Bende araştırdım. İskenderun’a askeri gemi gidecek.İzin aldım, bizim eşyaları da götürecekler.”
“Yani komutanım, desene beleş taşınacağız!”
Bıyık altından güldü:
“Şansımız yardım etti,” dedi.
Eşyalarımızı iki günde topladık, paketledik,kamyonla Büyük Dere’deki limana götürdük. Oradan geminin ambarına indirdiler.Bir askere biraz para verdim:
“Çiçeklerimi sulamayı unutma, hanımım için çok kıymetli,” dedim.Otobüse bindik İskenderun’a gittik.
Baraka lojmanımızı hemen verdiler.Lojman Deniz Hastanesinin hemen arkasında bir yerdeydi.Lojmanın önünde de gazino vardı.Sayfiyeye gelmiş gibiydik.
Başhekim’den eşyalarım gelene kadar iki karyola rica ettim.Sağ olsun, hemen gönderdi.Komşulardan kap kacak, bir ispirto ocağı aldık, sayfiye evimizi kurduk.
Aradan on gün geçti, vapurdan ses yok.Bir soruşturdukki, ne görelim! Çanakkale Boğazında gemi