Kartal’daki evimize gittik.Kanser olduğunu anneme söylemedim.
“Midende ülser varmış,” dedim.
Bana inanmış gibi göründü,ama yüzünde soru işareti asılıydı.
Akşama babam geldi.Annem mutfaktayken her şeyi anlattım.Babam çöktü!
“Oğlum yok mu çaresi?” dedi.
“Baba, üniversiteden Prof. Tarık Minkari’yi konsültasyona çağırdılar.Hoca, bu konuda ülkemizde ve yurt dışında isim yapmış bir hoca.Hekim annesi diye kırmadı, geldi.Bu vakaya ameliyat gerekmez dedi.”
“Ne yapmalıyız peki?” dedi.
“Ona ben bakacağım,ancak lojmanı yakında verecekler, o zamana kadar evde kalsın.Çocuklar baksınlar,” dedim.
Bir iki hafta sonra bize lojman tahsis ettiler.Eşim havalara uçtu,akrepli evden kurtuluyorduk.Hemen anahtarı aldım, evin içini görmeye gittik.İki katlı Boğaz manzaralı bir binaydı.Bize ikinci kattan köşe daireyi vermişlerdi.
Kapıyı açtım, salona gittim.Boğaz Sarıyer’den Kireçburnu’na kadar ayaklar altınaydı. Duvarlar ve tavan boya istiyordu.Boyaları aldım, bir boyacı ile anlaştım.İki gündeboyadı.Boyadan sonra Filiz’i götürdüm, bayıldı,boynuma sarıldı, öptü.Bir gün içinde kış falan dinlemeden taşındık.İkinci gün:
“Annemi ve çocukları buraya getir.Kadın, son günlerinde mutfakla filan uğraşmasın, ben ona bakarım,” dedi.