“Üzülme ben de postaneye iki mektup pullarım,” dedi.
Ben telaşla gidiyorum!Bir yandan da acaba niçin çağırıyor, dünkü askere bir şey mi oldu… gibi sorular aklımdan geçiyor. Nefes nefese merdivenleri çıktım,emir subayı:
“Geldiğini haber vereyim,” dedi,çıktı.
“Buyurun Üsteğmen’im.”
Kapıyı vurup içeri girdim.Selam verdim.
“Gel bakalımÜsteğmen’im, dün sen neler yapmışsın?”
“Komutanım, asker öldü mü?” dedim.
“Hayır, asker sayende çok iyi.Çok iyi iş başarmışsın.Cemil Albay aradı,‘O üsteğmeni çağır, gözlerinden öp,’ dedi.”
Beni tebrik etti.
“Sana yazılı emir vermeyeceğim.Sana güvenim tam.Bir şey olursa mesuliyeti üstüme alıyorum.İyi mesailer.”
“Sağ olun,” deyip selam verdim, dışarı çıktım.
Revire geldim, Kadri Şençalar gelmemişti.Biraz sonra geldi.Koltuğa oturttum, ağzı şarap kokuyor.
“Üstat, bu ne?Şarap içmişsin!”
“Sana dedik ya,iki mektup pullayıp geldik!”
Güle güle öldüm.
Dr.Doğan Işıksaçan Üsteğmen iken bir kaza geçirmiş.Omuriliği zedelenmiş,ayakları tutmaz olmuş.Deniz Kuvvetleri de bu evladını sivil hekim kadrosunda bizim revire vermiş.Oturduğu yerde hasta baksın, diye.Kendine revirde bir oda tahsis