Sabah sabah tekrar işime koyuldum.Bugünkü işim dünkünden zordu.Bir su kovasına kürekle kömürü doldurup içeri taşımaya başladım.Akşama doğru ancak yarısını taşımıştım.Nur’u almam lazımdı.Kapıyı çaldım:
“Kardeşimi okuldan alacağım, geri kalanını yarın bitiririm.Sözümde duramadığım için kusura bakmayın,” dedim.Amca güldü:
“Evlat senin adın ne?”
“Cemil.”
“Cemil, senden ben bu kadarını bile beklemiyordum, aferin sana, mesuliyetini şimdiden biliyorsun.Baban ne iş yapıyor?” dedi.
“Devlet Demir Yollarındayol çavuşu,buraya yeni geldik.Lojman vermediler, bir bağ evinde geçici olarak kalıyoruz.”
“Sen okumadın mı?”
“Ortaokulu bitirdim, iki ders borcum var,onları verip liseye gideceğim.”
“Aferin sana, sende iş var, inşallah büyüyüp adam olursun,” dedi,sırtımı sıvazladı. “Haydi, güle güle, yarın gel bitir, paranı da al.”dedi.
Eve gittiğimde üstüm başım kömür tozundan simsiyah olmuştu. Annem beni görünce:
“Oğlum, bu ne hal?Oğul, kömür çukuruna mı düştün?” dedi.
Anama olanı biteni anlattım.Çok üzüldü:
“Seni, biz buraya hamal olasın diye mi getirdik? Evde otur, derslerine çalış.Biz buraya sizi okutmak