Çok mutlu oldum, ben ona söylemeden o bana teklif etmişti.
Annemi eve bıraktım.Kardeşlerimi Sarıyer Ortaokulu ve lisesine yazdırdım.Böylece genç yaşta altı nüfuslu bir aile olduk.Bir teğmen maaşı ile bu işin yürümeyeceğini düşündüm. Saat 17’den sonra Sarıyer’de bir poliklinikte iş buldum.Akşam yirmiye kadar çalışıyor, karşılığında bir maaş kadar para alıyordum.Böylece mali sorunumu çözdüm.Kız kardeşim Nurhayat Çamlıca Kız Lisesinde ücretsiz yatılı okuyordu.Hafta sonu o ve babam bize geliyordu.
Gün geçtikçe Yeşim büyüyor, annem kötüleşiyordu.Annemara sıra Yeşim’i seviyor,Allah’a şükrediyordu.
“Oğlumun balasını gördüm, ne mutlu bana!” diyordu.
Bazen de pencereden,Boğaz’da gelip geçen gemilere bakıyor, öylece dalıp gidiyordu! Çok güçlü ağrı kesiciler veriyorduk.Yurt dışında pilotlar aracılığı ile kanser ilacı getirttim.Artık ağızdan gıda alamıyordu.Pasaj kapanmıştı.Nisan ayının ikinci haftası iyice ağırlaştı.Tekrar Deniz Hastanesine yatırdım.Tekrar konsültasyon yapıldı.Pasajı açalım mı açmayalım mı diyeheyete beni çağırdılar:
“Annenin durumu kritik,pasajı açmak için palyatif ameliyat yapacağız.Ameliyattan çıkmayabilir.Kararı sana bırakıyoruz!”
Düşündüm!
“Zaten annemi kaybediyorum, ölene kadar bari rahat etsin,ameliyatı yapalım,” dedim.