Alt katında yemekhaneler, aşhane ve hamam var.Onun altında da laboratuvarlar var.
Yatılı öğrencilerin numarası, sonu çift olanlardı.Gündüzlü öğrencilerin numarası ise sonu tek olanlardı. Ben gündüzlü olduğum için numaram, 2223 idi.Böylece okul idaresi ve öğretmenler yatılı talebe ile gündüzlü talebeleri seçebiliyorlardı.
İlk zamanlar yatılılarla gündüzlüler birbirilerine ısınamamışlardı. İstanbullu olanlar kendilerini aristokrat sanıyorlardı. Batı müziğini bizden iyi biliyorlardı. Sinema, tiyatro kültürleri bizden ileriydi. Onlar, bunları konuşurken kendimizdeki eksikleri görüyorduk. Bir ay sonra ancak birbirimize ısındık. Bana ısınmayan yalnız matematik öğretmenimiz Kemal Bey’di.Ne zaman elimi kaldırsam:
“Sen indir bayım, takıntılı gelmişsin!” derdi.
Yüzüme bir tokat yemiş gibi olurdum.Boyum küçük olduğu için, ön sırada oturuyordum.Bir gün ödev vermişti, derste:
“Defterlerinizi çıkarın!” dedi.
Sarı yapraklı çizgisiz defterimi çıkardım. Öğretmen, benim sıranın önündeydi:
“Aç bakalım, bayım!” dedi.
Açtım,ödevime baktıbaktı:
“Hımm!” dedi, gitti.
Diğer arkadaşları gezdi, geri döndü, benim önüme gelince tökezler gibi yaptı:
“Bugün burada hocasına çelme takan, yarın dağda yol keser,” dedi.