Arkadaşımız Türkçe okur gibi okudu İngilizce metni. Daha ikinci cümlesinde Hoca:
“Benimle dalgamı geçiyorsun?” dedi.
Laz oğlu espriyi patlattı:
“Hayır Hocam,İngilizce okuyorum!”
Hepimiz yerlere yattık.Hoca sınıfa çok kızdı.
“Bu ne maskaralık? diye bağırdı.Laz oğlu kalktı:
“Hocam, ben İngilizce bilmem. Fransızca bilirim,” dedi.Hoca iyice şaşırdı:
“Derste işin ne?”
“Bizi de size teslim ettiler, dört kişiyi.”
“Fransızca bilenler, el kaldırsın.” Kaldırdık.
“Tamam,” dedi.
Böylece İngilizce ile de tanışmış olduk.Sene sonundaFransızcadan direk geçtik.
Ben en çok çene cerrahisinde çalışıyordum.Çünkü okulda bize cerrahiyi yeteri kadar öğretmemişlerdi.En çok çene cerrahisine ve ortopediye takılıyordum. Ortopedi dersini Rahmetli Prof. Dr. Rıdvan Ege veriyordu.Çok güzel anlatıyordu.Söylediği her şey kafamıza mıh gibi çakılıyordu.Çene cerrahisini ise Prof. Dr. Cihat Abaoğlu anlatırdı.O da çok meşhur bir hocaydı. Bu iki hoca benim diş hekimliğime çok katkı veren hocalar oldu.
Sabahları önce askerleri muayene ve tedavi ederdik.En az 30 askerin dişini çekerdik.Onlar gittikten sonra rütbeli subaylar,astsubaylar ile eş ve çocuklarına bakardık.
Bir kış günü Deniz Kuvvetlerinde işim vardı.İşimi bitirdim.Hava buz gibi soğuktu.Taksi bekliyordum.